© 2017 by SDMIM Mimarlık | Architecture

SDMIM - Şeyh Sinan Mah. Hülya Sk. Amaç İş Hanı Kat:3 No:24

Çorlu / Tekirdağ / Turkey

T: +90 (0) 282 654 14 13 T: +90 (0) 553 064 8 444

7 İKLİM 7 BÖLGE KONUT ve OKUL | YARIŞMA | 2014
7 CLIMATES 7 REGIONS HOUSING and SCHOOL | COMPETITION | 2014

                                                                                                                     

 

7 İklim 7 Bölge Gelenekten Geleceğe Ulusal Mimari Proje Yarışması

- Doğu Anadolu Bölgesi-

 

‘‘En fakir insanın evi de küçücük de olsa, konfor açısından yeterli olmasa da illa ki güzel olmalıdır. Çünkü en fakir insanın çocuğu da gözünü dünyaya açtığı zaman bütün gençliği, çocukluğu boyunca o ev  içerisinde, evin güzelliğini yaşamalıdır.’’

                                                                                                                                               Turgut Cansever

 

Turgut Cansever’in sözleri bir evin nasıl olması gerektiğine dair önemli bir kriter belirliyor: güzellik… Güzele ulaşmak ve evleri bu doğrultuda tasarlamak…

Doğu Anadolu Bölgesinin Malatya şehri için tasarladığımız projede ilk hedef “güzel yaşanabilirlik” oldu. Mekanların yaşamı daha da güzelleştirme imkanlarını sorguladık ve bu bağlamda şu maddeleri sıralamış olduk.

  • Bol yeşil alan.

  • İnsani ölçek.

  • Yaya hakim sokaklar.

  • Çocuk öncelikli mekanlar.

  • Geleneksel metotların kullanımı ile doğal sürdürülebilirlik sağlama.

  • Komşuluğu destekleyen müstakil evler.

  • Toprakla ilişkilenebilecek aileye özel bahçe.

  • Yatay okul ve kreş.

  • Sınıfları “kutu”luktan kurtarma.

  • Düşük enerji kullanımı ve enerji kazanımına yönelik sistemlerin planlanması.

 

Evler:

Hedefimiz her bir ailenin müstakil eve kavuşması oldu. Bunu istememizin nedeni hem bizim geleneğimizde hem de günümüz gelişmiş ülkelerinde durumun böyle oluşudur. Örneğin İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki konut sistemi incelendiğinde görülecektir ki insanların büyük çoğunluğu bahçeli ve müstakil evlerde yaşamaktadırlar.

Bahsettiğimiz ülkelerdeki konut yapılanması evlerin yol üzerine sıralanması ile oluşturulmaktadır. Yani her bir eve araç yanaşabilmektedir. Bu durumun olumsuz bir yanı vardır. Eve geliş ve gidiş doğrudan araçlarla sağlandığı için komşuluk bundan kötü etkilenmektedir. Bu sebeple biz her evin önüne kadar araç gelmesindense, araçları uzak olmayan noktalarda topladık. Böylelikle hem ev ile araç arası bir yürüme mesafesi oluştu hem de motorlu taşıtlar altında ezilmeyen yaya hakim sokaklar meydana geldi. Çocukların gönül rahatlığıyla kullanabileceği sokaklar…

Sokakları belirleyen yegane eleman duvarlar oldu. Ev ve bahçe duvarları hem korunaklı yarı açık mekanlar sağladı hem de konturları belirledi. Zaten bu özellik geleneksel mahallelerimizin olmazsa olmazı bir durumudur. Biz sadece tekrar ettik.

Malatya geleneksel konut sistemini incelediğimizde genelde iki katlı ve zemin katı taş üst katı ise taş, hımış, kerpiç, ahşap olarak değişen bir üretim biçimi saptadık. Ve biz de hem doğal oluşu, hem kolay bulunabilişi ve hem de karakterli yapısı sebebiyle evleri taştan tasarlamaya karar verdik. Geleneksel biçimde olduğu gibi alt katlarda taş üst katlarda ise farklı bir malzeme kullandık. Kolaylık olması adına üst katların özellikle çıkmalarını tuğla ile biçimlendirdik. Bununla birlikte yönetmelikler gereği, binaları taş duvarların içine gizlenmiş betonarme kolon ve kirişlerle sağlamlaştırdık.

Evlerin plan şemaları günümüz alışkanlıkları ve bazı geleneksel tavırlarla beraber şekillendi. Odaların bahçe ile ilişkisi, bahçe duvarı biçimlenişi gibi noktalarda bu görülebilir. Makinelerle ısınmayı kanıksamış bizler için her eve ısısı, ışığı, sesi, kokusu olan ateşin yakılabileceği şömine (ocak) koyduk. Yanan ateşin doğal yaşamın ne kadar güzel olduğunu hatırlatarak, bahçe kullanımını da geliştireceğini düşünüyoruz.

Evlerin yapım tekniği yöresel olduğundan dolayı cephe karakteristiği de dolaylı olarak geleneksele atıfta bulanacak biçimde tasarlandı. Bununla birlikte kolonların varlığı bizi belli noktalarda onları açığa çıkarmamıza yönlendirdi. Zira Anadolu geleneğinde yapı malzemesini okutma önemli ve güzel bir özellik ve estetik bir olgudur.

İlköğretim okulu ve kreş:

Okulların az katlı olmasının ne kadar önemli olduğu bilinmektedir. Biz de bu sebeple elimizden geldiğince yatay tasarımlar yapmaya çalıştık. Bu bağlamda ilkokulun belli bir bölümü hariç tek katlı binalar önerdik.

İlkokul ve kreş binası aslında birçok yapının bir araya getirilmesiyle ortaya çıktı. Kümülatif bir biçimde oluşturulan bu yapıları, okulları yatayda desteklenmek adına bu şekilde tasarladık. Topografyaya farklı doğrultularda  yayılan bu kütleler okulları hem tekdüzelikten kurtardı hem de arazi ile boğuşmayı engelledi. Bunun yanında her mekanın içinden farklı manzara sağlanmış oldu.

Sınıfların tavanları, düz tavan olmaması adına geleneksel eğitim yapılarımızda sık kullanılmış olan tonozlarla yükseltildi. Öğrencilerin düz bir tavana bakmalarındansa -özellikle İslam anlayışı içinden- gökyüzü gibi kozmolojik bir unsurun sınıflara dahil olmasını istedik.

Okulların oluşturduğu kampüste tonoz çatılar ve kümülatif yapılar birliğinin güzel bir ahenk oluşturduğunu düşünüyoruz. İlkokulun en yüksek yapısı olan ve son katında kütüphane bulunan 3 katlı binanın da kuleleşerek mimariyi daha okunabilir kıldığını düşünüyoruz.

Okulların az katlı oluşunu ve de evleri tasarlarken taştan yarlanıyor oluşumuzdan dolayı, eğitim yapılarını da taştan yapmaya karar verdik. Kamu yapıları oluşlarından dolayı ise taşın çeşidinin kesme taş olması gerektiğini düşündük. Tıpkı evlerde olduğu gibi yine yönetmeliklere uygun olarak betonarme sistemi taşın içine yerleştirdik.