© 2017 by SDMIM Mimarlık | Architecture

SDMIM - Şeyh Sinan Mah. Hülya Sk. Amaç İş Hanı Kat:3 No:24

Çorlu / Tekirdağ / Turkey

T: +90 (0) 282 654 14 13 T: +90 (0) 553 064 8 444

ERGANİ TARIM MÜDÜRLÜĞÜ ve SOSYAL MERKEZ | DOĞAL YAPI PROJESİ | 2018
ERGANI DIRECTORATE for AGRICULTURE and SOCIAL CENTER | NATURAL BUILDING PROJECT | 2018

Kamu Binaları Tasarımı Fikir Yarışması kapsamında, Diyarbakır ilinin Ergani ilçesinde; Gıda, Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü ve Sosyal ve Kültürel Tesis projesi çalışma alanı olarak seçilmiştir.

Tasarıma Yaklaşım

Tasarımda ana kriter her anlamda “sürdürülebilirlik” olmuştur. Bu sürdürülebilirlik anlayışı, hem enerji ve su, hem malzeme, hem ekonomi, hem atık yönetimi, hem de geleneksellik anlamında projeye adepte edilmiştir. Ayrıca Ergani ilçesinin kamusal anlamda toplanma ve “landmark” ihtiyacı göz önüne alınmış, bu bağlamda kamu yapılarının halktan keskin biçimde kopuk yapısı yumuşatılarak, kamu binası - kamusal alan kavramları yeniden yorumlanmıştır.

Proje Alanına Yaklaşım

Proje alanı Ergani ilçe merkezinin güney doğusunda olup, Diyarbakır – Elazığ ana aksının yakınında konumludur. Parsele tek ulaşım Batı yönündeki Kurtuluş Caddesinden sağlanmaktaydı. Böylesine uzun bir parsele doğu tarafından da ulaşmak gerektiğinden, mevcut toprak yol düzenlenerek, alana iki taraflı ulaşım imkanı sağlandı. Böylelikle doğu tarafından, toplu taşıma, araç ve yaya ulaşımı, batı tarafından ise araç ve yaya ulaşımına imkan tanındı.

Tasarım Kararları

Proje iki ana kütleden oluşmaktadır. Bu kütlelerden birinin temel fonksiyonu (A Binası)Gıda, Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü iken diğer kütlenin (B Binası) genel işlevi ise sosyal ve kültüreldir. İki yapı da, bir avlu etrafında çözümlenmiştir.

Geleneğimizde kamusal ihtiyaçlar söz konusu olduğunda, avlunun yüzyıllardır devrede olduğu görülür. Özellikle dış etmenlere korunak olması, yarı açık bir mekan sunması ve sıcak bölgelerde gölge ve hava sirkülasyonu sağlaması, projede avlunun tercih edilmesindeki başat etmenler oldu.

Sosyal ve Kültürel işlevli yapının (B Binası) avlusu bir üst örtüyle kapatılarak, bu avlunun düğün, konferans gibi toplu etkinliklere ev sahipliği yapması sağlanmıştır. A Binasında ise avlu kamuya açık bir toplanma-dinlenme alanı olarak tasarlanmıştır.

A ve B Binaları’nın etrafı rekreasyon alanı olarak çözümlenmiş, yapılar insani ölçekleri ile uygun meydan şekillenmeleri ortaya çıkarmıştır. Bu şekillenmeler iki yapının ortak çalışmasına imkan tanımıştır.

A Binasının kuzey tarafındaki kolun 1. katı olduğu gibi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne ayrılmıştır. Böylelikle kamu yapısı ne tam olarak halktan kopmuş ne de devlet hizmet birimleri olarak diğer işlevlerle karışmıştır.

Yapılar minimum ısıtma, soğutma ve havalandırma ihtiyacı duyacak şekilde tasarlanmış olup, ısı duvarları, hava hareketine imkan tanıyan açıklık ve girişler, gölgelendirme, su öğeleri, ağaçlar gibi kriterler göz önünde bulunduruldu.  Ayrıca güneş enerjisi, yağmur suyu toplama, doğal malzemeli kalın duvarlar gibi öğeler; ısı, su ve enerji kazanımı sağlamaktadır.

Yapı çözümlerinde alan israfından kaçınılmış, mekanların esnek ve çok yönlü kullanımı hedeflenmiştir. Örneğin sadece bir saat kullanılan dev yemekhane alanı yerine, dışarıdan getirtilen yemeğin, çalışma saatlerinin tamamında kullanılabilecek yemek ve dinlenme odasında yenmesi gibi. Bununla birlikte, yapının tamamına Bodrum çözülmemiş, istekler doğrultusunda genişleyebilecek biçimde değerlendirilmiştir.

Sürdürülebilirlik

  • A ve B Binaları’nın güneye bakan çatı yüzeylerine güneş kolektörleri yerleştirilmiş olup, güneş enerjisi toplanması hedeflenmiştir. Böylelikle yapılar kendi elektriğini üretecektir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün iç mekanlarına geleneksel bir öğe olan ocak (şömine) çözülerek nispeten serin günlerde bu şekilde ısınma hedeflenmiştir. Ayrıca yapının geneli, bilinen en doğal ve iyi ısı yalıtımı olan toprak ile inşa edildiğinden, ısı kaybı minimuma indirilmiştir. Doğru bir genel yargı şudur ki, kerpiç yapılar yazın serin, kışın sıcaktır.

  • Tüm alanda 20 farklı noktada yağmur suyunun toplanarak gri su olarak kullanılması düşünülmüştür. Toplanan su havuzlarda havalandırılarak depolara taşınır.

  • Yapılar, tarihimizin ve geleneksel mimarimizin ayrılmaz bir bütünü olan taş, ahşap ve toprak kullanılarak tasarlanmıştır. Taş, Diyarbakır bölgesinin meşhur siyah bazalt taşıdır. Toprak ise ülkemizde “kerpiç” olarak bilinen şekliyle iki biçimde uygulanmıştır. A Binası’nda çoğunlukla üstü sıvanmış geleneksel kerpiç tuğla olarak, B Binası’nda ise yer yer sıvalı fakat daha çok toprak yüzeyiyle bırakılmışmodern sıkıştırma toprak tekniği ile… Geleneksel malzemelerin ve tekniklerin, modern tekniklerle desteklenerek bir kamu binası için kullanılması Türkiye’nin geneli adına önemli bir mesaj olacaktır. Mimaride yerel malzemelerin kullanılması dışa bağımlılığı azaltacak ve yeni sektörler doğmasına imkan tanıyacaktır. Taş, toprak ve ahşap gibi doğal malzemeler ile yapı üretimi hem daha ucuz hem daha sağlıklı binalara hem de betonun kullanımının azaltılması ile daha nitelikli ve estetik çevre oluşumuna imkan tanıyacaktır.

  • : Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün içinde bulunduğu A Binası, ticari öğelerle desteklenmiştir. Buradan elde edilecek gelir kamu yapısının ihtiyaçlarını karşılayacaktır. Bu durum yapının ekonomik manada kendi kendini ayakta tutmasını sağlayacaktır. Ayrıca unutulmamalıdır ki, bu tutum tarihimizde zaten işletilmiş bir sistemdir.

  • Katı Atık Yönetimi: Proje alanında, katı atıkların ayrıştırılarak toplanması amaçlanmıştır.

  • Yapılar, geleneksel yöntemler ve malzemelerle tasarlandığından, salt görsel olarak değil teknik anlamda da geleneksel sürdürülebilirliği desteklemektedir. Unutulmaya yüz tutmuş yapı zanaatı ve geleneksel tekniklerin ortaya çıkardığı mimari biçimlerin canlandırılması hedeflenmektedir.

Ülkemizdeki beton ağırlıklı ve halktan kopuk kamu binası mimari tasarımı anlayışının, hem işlev hem de sürdürülebilirlik olarak yeni bir bakış açısına ihtiyacı olduğu gereçeğinden yola çıkılarak, bu proje ile bir takım sorulara cevap verildiği düşünülmektedir. Kamu yapılarının öncü binalar olduğu düşünüldüğünde verilecek doğru kararlar, Türkiye’nin genel mimari ve çevre anlayışını daha kolay şekillendirecektir.